Translate

3 Mart 2021 Çarşamba

SİNİRLENMEK VEYA MÜTEŞEKKİR OLMAK! SEÇİMİM HANGİSİ OLACAK?




Şimdi kaldığım yerde tek başımayım, kahvaltımı hazırlamak için sabah saatlerinde mutfakta çalışıyorum; iki elim ıslak. Gözüm kaşınmaya başladı. Aldırış etmeyeyim, elimdeki işimi bitireyim istedim ve işime devam ettim. Kaşınma arttı, dayanılmaz hale geldi.


Sinirlendim, içimden geçen şuydu; “Şimdi sırası mı, ellerim ıslak, gözümde gözlük, var. Önce ellerimi kurulayacağım, sonra gözlüğümü çıkaracağım, sonra da gözlerimi ovuşturacağım. Bir sürü iş. Ve o sırada tavada pişmekte olan yumurtanın muhtemelen altı yanacak.”


Ve itiraf edeyim, hem bunlar aklımdan geçti, hem de, “Aksilikler zaten beni bulur!” duygusunu yaşadım.


Bir hışımla ellerimdekileri bıraktım, ellerimi kuruladım, gözlüğümü çıkardım ve gözlerimi ovuşturmaya başladım.


Off, ne tatlı kaşınıyordu. Ovuşturdum, ovuşturdukça tadına vardım, tadına vardıkça ovuşturdum! Yavaş yavaş tadını çıkara çıkara ovuşturmaya devam ettim. Bitti! Artık kaşınmıyordu.


Gözlüğümü takarken bir uyanış yaşadım. Olduğum yerde durakaldım. Yumurtanın altını kapattım ve hemen bir köşeye çöktüm.


Öfke gitmiş onun yerine içimi derin bir şükür duygusu kaplamıştı. Gözlerimi kapadım. Bütün kalbimle kaşınan gözlerim olduğu için şükrettim. Kaşınan gözlerimi ovuşturacak ellerim olduğu için hamt ettim.


Gözlerim ve ellerim sağlam ve çalışır durumdayken ne için gerginleşip hırçınlaştığımı düşününce utandım, içten içe derinden mahcup oldum! Sessizce tekrar tekrar özür diledim.


Bütün bunların hemen farkına varabilmem ise beni mutlu etti; kendimi sessizce kutladım. Gözlerimi kapatarak, şükran duygusu içinde iç dünyamda bir süre yolculuk yaptım.


Altı tutmuş yumurtamı yerken huzurlu, sakin ve mutluydum. 


***

Düşündüm; anne - babalar bir işin tam ortasındayken çocuklarının birinin davranışı nedeniyle ortaya çıkan acil durumla uğraşırken neler hissediyorlar? Stresli, sinirli ve gerginler mi, yoksa o anda şükür duygusu yaşayabiliyorlar mı?


Evlatlarımız hiç umulmadık zamanlarda bize zahmet yaşatacaklar; bundan hiç ama hiç kuşkumuz olmasın! İşte böyle zamanlarda, “İyi ki varlar, onlar için yapılan zahmetler hayatıma anlam katıyor!” mu, diyeceğiz? Yoksa, bütün günü söylenerek şikayet ederek mi geçireceğiz?


***


Sinirlenip şikayet etmek veya müteşekkir olmak. Seçim bizim.


Şükredenlere selam olsun!


Doğan Cüceloğlu (14.08.2015)

23 Şubat 2021 Salı

BİR PARTİNİN CUMHURBAŞKANINA CUMHURBAŞKANI DENMEZ...



Ben ettiği yemini tutmayan insanları sevmem…

Söz sözdür…

Erkek adam, ya da kadın kişi…

Hiç fark etmez…

*

Ben hoşgörüsü olmayan insanları sevmem…

Hoşgörü barışın penceresidir..

Kapı kilitliyse, girip çıkarsın…

Hoşgörün yoksa, barış marış işlemez…

*

Ben kin tutan insanı sevmem…

Kin, insanın içinde uyuyan canavardır…

Asla ölmez, yerli yersiz uyanır…

Kin varsa, ne zaman canavara yem olursun bilinmez…

*

Ben laik olmayan insanları sevmem…

Laiklik; inanç gibi yüce ve tertemiz bir duygunun siyasette kullanılmasını, kötü emellere alet edilmesini, çıkarlara maske yapılmasını önleyen sistemin adıdır…

Din değildir…

Ama en çok bilinçli, samimi Müslümanların sarılması gerekir…

Çünkü din siyasetçinin elinde bir çıkar tezgahına dönmüşse, önce imam gibi din adamlarının laikliği savunması beklenir…

Din kir götürmez…

*

Ben çağdaş yaşamı sevmeyenleri sevmem…

Gidip dünyanın her yerinde yaşamayı öğrenmeli inci tanesi gibi çocuklarımız…

Kız, erkek fark etmez…

Bir İngiliz, bir Fransız, bir İtalyan, bir Rus, bir Amerikalı kadar modern… Özgür ve bilinçli, başı dimdik… Hurafelerden ve bağnazlıktan uzak.. Orta Çağ yaşamından kurtulmuş… Çağdaş dünyanın alnı açık birer bireyi olarak…

Çağdaşlıktan zarar gelmez…

*

Ben hukuksuz insanları sevmem…

14 yaşında, polisi görünce altını ıslatan çocuk dahi mahkemeye çıkarılıp hesap sorulurken… Büyük siyasi yolsuzluk ve vurgunların örtbas edilmesini kimse içine sindiremez…

Ve hukuk sadece ağzını açanı yakalıyorsa…

İstemez…

*

Ben Atatürk’ü sevmeyenleri de sevmem…

O bir insan değildir bizler için… Bir ilkedir, bir idealdir, bir rejimdir, bir ülkedir, özgürlüktür, bağımsızlıktır, medeniyettir…

Biz hepsine birden “Atatürk” deriz…

Bu yüzden dilimizden düşmez…

*

Ee ne kaldı geriye…

Lafı kıvırmadan söyleyeyim; Türkiye paramparça oldu… Meclis’ten sokaklara kadar, her yerde çatışma var… Sen de bir “partinin cumhurbaşkanı” olmayı seçtiğine göre…

Böylesine “Cumhurbaşkanı” denmez…

19 Şubat 2021 Cuma

İSTİRİDYE MANTARI




 İstiridye mantarı Deneme kiti için gerekli şartların hazırlanması

 

  • 24 Saat karanlık ve nemli olacak bir yere koymanız gerekmektedir. Banyo, mutfak ve rutubetli olduğu için bodrum kompostunuz için ideal bir ortam olacaktır.

 

 

  • Odanın nem oranı %70 ile %75 düzeyinde olmalıdır. Odanın nem oranını artırmak için bu bir miktar kaynamış suyu gerekmektedir.

 

 

  • Sıcaklık 20 ile 22 derece arasında olmalıdır. Evinizin sıcaklığı ortalama bu değerlerdedir. Balkonda ya da açık havada olmaması gerekmektedir.

Dip not : Kompostları kuluçkaya alacağınız yer temiz olmalıdır.

Sarım evresinde odayı havalandırmanıza gerek yoktur, sonraki 15 günden sonra günde 2 saat havalandırabilirsiniz.

Sonuç: 15 günün sonrasında kompostunuzun dış kısmı tamamen yogurt dökülmüş gibi beyazlar

Beyazlamış kompost için gerekli ortamın hazırlanması ( 15.nci günün sonrasında yapılacaklar )

1-Kompostunuzu 16 saat karanlık 8 saat ışık alacak şekilde ayarlayın. Bunun için ideal yer banyo yada boş oda olabilir. Işık dengesini ayarlamak için gece yatmadan evel banyonun ışığını açarak sabaha kadar kompostun ışık almasını sağlayabilirsiniz. Sabah ışığı kapatmanız gerekecektir. Gün içinde 5 dk lık ışık almasında problem yoktur.

2-Odanın nem oranı %80 ile %85 arasında olmalıdır. Bunun için havaya kaynamış suyu fısfısla püskürterek yapabilirsiniz.

Sonuç: Yaklaşık 15.nci günün sonunda mantarlarınız poşeti yırtarak sağdan soldan çıkmaya başlarlar. Yaklaşık olarak 5 kg mantar elde edersiniz.

Bu şartları yerine getirdiğinizde başarılı olacaksınız. Istiridye mantarı yetiştirmek kültür mantarı yetiştirmekten kolaydır.

Başarılar bol hasatlar

Alıntıdır.