Translate

4 Mart 2020 Çarşamba

ŞEHİT HABERİ

Siz oğlu şehit olan aileye
acı haberi vermeye gittiniz mi hiç?
Hayır mı? Dinleyin o halde;
Sabah daha mesaiye başlamadan yazılı bi emir düşer önünüze
Yukarı köyden Ahmet oğlu Mehmet şehit düşmüştür
Yarabbim dersin, dağa çıksam üç gün aç susuz kalsam da şu haberi vermesem.. Ama giyersin tören üniformanı,
birkaç Mehmetçikle birlikte, hastaneden gelen ambulansı
alırsın arkaya, düşersin yola.
Vatandaş da öğrenmiştir artık,
önde bir askeri araç,
arkada bir ambulans ile geliyorsa
bir eve ateşin düştüğünü.. Yaklaştığın her kasaba veya köyün buz kesildiğini hissedersin
İçinden geçip gittiğin her yer rahatlar..
Neyse varırsın köye.
Askerde evladı olan her haneden inceden bir sızının yükseldiğini,
“aman bizim eve doğru gelmesin” diye dua edildiğini duyar gibi olursun.. Bütün köy donmuştur adeta..
Herkes büyülenmiş gibi izler seni
Hangi eve gidilecek diye ıstıraplı bir merak sarar ortalığı..
Şehidin evine doğru yaklaşmaya başladığında, bahçedeki ihtiyarın büyülenmiş gibi sana baktığını, bacaklarının titrediğini,
Elindeki bastondan güç alarak zar zor ayakta durmaya çalıştığını görürsün.
Ayakların geri geri gider.
Pencerelerde bir hareket başlar ve kapının önüne telaşla bir anne çıkar,
bir sana, bir arkanda yere bakan Mehmetçiklere, bir de ambulansa bakar. Sonra atar kendini yere.Oğlu daha toprak altına girmeden
o ana düşer toprağa..
Öyle bir vurur ki yere,
Zelzele oluyor sanırsın..
Konu komşu yığılır,
Bin feryat bin figana karışır,
Dersin ki kıyamet budur…
Kimi ana önce sana doğru koşar, ellerine sarılır,
son bir umutla yüzüne bakar, “Yaralı değil mi komutan?” der;
Başını öne eğer, hiçbir şey diyemezsin.
Dizlerinin bağı çözülür, çökersin anayla birlikte yere, o ağlar sen ağlarsın..
Hemşire elinin titremesinden,
gözünün yaşını silmekten
sakinleştirici iğneyi yapamaz bile..Baba..
Fidan gibi evlatlarını vatana feda eden o babalar..
Sicim gibi gözyaşları dökülürken gözünden, acıya garkolmuş bir gururla, “Vatan sağ olsun, vatan sağ olsun
şehit babasıyım ben” dediğini duyarsın
Kimi içine akıtır gözyaşlarını,
kimi de donar kalır.. Kimi günlerce konuşamaz,
Kimi dua eder, kimi beddua..
Kimi kendi saçlarını,
kimi saçlarımızı yolar,
ne şapka kalır başınızda
ne rütbe omuzlarınızda, söker atar..
Asıl büyük kıyamet bir iki gün sonra kopar. Gerçekle yüzleşme günüdür..
Bu sefer cenazeyle birlikte varırsın köye Tören mören hak getire..
Köylü alır şehidini omuzlarına,
yer yerinden oynar,
ne protokol kalır ne düzen..
Kimi “Evladımı en son haliyle hatırlamak istiyorum” der,
görmek istemez naaşını…
Kimi de illede “Göreceğim” der,
Gösteremezsin ki;
Ya yüzü yoktur ya bacağı.. Yanımızdaki bi üsteğmen yada yüzbaşı
elinde daha önce de okuduğu,
sadece isim hanesi değiştirilmiş standart metni okur,
“Kanı yerde kalmayacak” diyerek,
bitirir konuşmayı..
Tabuta sarılı analar, babalar, bacılar, gardaşlar duymaz bile bunu,
duysa da inanmaz.. Sonuç olarak; Orada bir mezar,
bir bayrak, bir ana, bir de baba kalır..

Ekonomi dergisi FORBES son sayısı "Tayyib" makalesi


Sahte yargılamalar ile başsız bıraktığı Türk Ordusunu Suriye ile meşgul eden Erdoğan’ın Türkiye’yi 18 yıldır sürüklediği bataklık oldu.
Türk tanklarını Suriye'ye sokarken, Rus hava kuvvetlerini düşünmedi. Sözde güçlü adama artık çoğunluk küskün, kaybetmesinin ana sebebi, dünyanın "terörist" kabul ettiği Sünni cihatçılara destek vermekle, yolun sonuna gelmiştir.
Rusya’ya yanaşırken NATO yu tersleyen, şimdide ABD den Patriot istiyen Erdoğan’ın artık iki tarafa da blöf yapacak hali kalmamıştır. Tarihten silinirken, yeni Osmanlı hayalleride bitti. Çünkü aptal şımarık çocuk gibi, Rusya’yada kafa tutan Erdoğan, geleceklerinden korkan, yeterince şehit, karmaşa ve çatışma gören Türkleri kızdırdı. Yandaş medyada artık halkı etkilemiyor.
NATO nun açıkça Erdoğan’a son teklifi: iktidarı ya sessizce bırak, ya da seni, ahlaksızca flört ettiğin Rus ayısına teslim ederiz olabilir.
Ülkeyi batıran, herkesle düşman eden Tayyib'in gidişini değiştirebilecek tek olasılık ABD nin Türkiye’yi, Edad'ı devirmek için savaşa sokarak Suriye, Rusya ve İran’ ı uzun süren bir çatışma içinde tutabilmek. Fakat Trump, hergün yeni hatalarıyla, dahada batan Erdoğan’ı destekleyip Putin’i kızdırmayı göze alabilir mi ?

Diktatörce

Adolf HİTLER önce kendine bağlı SS subaylarına Alman Polisi üniformalarından giydirdi ve kendi millet meclisinin bombalanması talimatını verdi...

Sonra Alman halkına bunu yapanlardan intikam alacağını söyleyerek , kendine muhalif kim varsa kumpaslarla ya hapse gönderdi ya da idam ettirdi...
Düzenlediği operasyonlar ile kendine biat etmeyen herkesi temizledi...

Her propaganda mitinginde ise şu cümlenin söylenmesini emretti ''ADOLF HİTLER tanrının gönderdiği bir kurtarıcıdır ve tanrı Alman halkının yanındadır !''Sonrasında yapılan ilk seçimde ise halkın %74 oyunu alarak Führer, yani lider ilan edildi...

Tüm yetki tek bir kişide toplandı. İlk icraatı azınlıkta olan cumhuriyetçi ve sosyalist bölgeleri ülkeden tecrit ederek her türlü hizmetten muaf tutmak oldu.

Ülkedeki bütün gazete, dergi ve basın yayın organlarını elinin altına aldı. Öyle ki 2. Dünya savaşında Ruslar Berlin kapılarına dayandığında Alman halkı hala savaşı kazanmak üzere olduklarını sanıyordu...

Ve yenilirken dahi mitinglerinde milyonlarca insan toplanarak ona biat ettiklerini gösteriyordu...

Önceden Alman halkının ''tanrının elçisi, büyük lider, büyük başkan, büyük kurtarıcı'' gibi sloganlarla yere göğe sığdıramadığı ADOLF HİTLER'in
intiharından bir ay sonra tüm gerçekler gün yüzüne çıkmaya başladı...

O aslında sadece çevresindeki silahlı koruma ordusuna güvenen, söylediği her şeyin yalan olduğu, korkak basit bir ruh hastasından başka bir şey değildi...Alman halkı bunu çok geç anladı, herkes ona tapıyordu ama gün geldi hiç kimse ben oyumu ona verdim diyemedi...

Savaştan sonra tekrar bir meclis kuruldu, laik bir cumhuriyet sistemine geçiş yapılarak egemenlik artık tek bir kişinin değil kayıtsız şartsız milletin oldu!

İşte tarih her zaman tekerrürden ibarettir!
 Bu sebepten ders alınması gerekir...
 Egemenlik tek bir kişinin değil milletin olmalıdır!