Translate

5 Mayıs 2020 Salı

ATATÜRK'Ü SEVMEYENLER


Bırak oğlum! 
Yok rakıcıydı, yok laikti, yok şapkaydı falan...
Kendin bile inanmıyorsun bunlara da...
Senden bile zekâsız biri çıkar da inanır diye geveleyip duruyorsun.
Ben sana anlatayım niye düşman olduğunu:
Bir kere, adamın adı "Atatürk".
Türk'ün kendisinden kuyruk acın var. 
Tüyü dökülmüş uyuz it gibi, adı geçse kaşınıyorsun.
Türk lafını duydun mu alerjin azıyor.
Kuyruk sokumun sızlıyor.
Eee Türk'ten bu denli sızı kapınca, haliyle Ata'sını da sevmiyorsun.
Sonra evladım; adamın sadece adı değil, safı da Türk.
Ne güzel geçinip gidiyordunuz. Yedi ceddin askerlikten muaftı. 
Türk'ün üç kıtada at sırtında anası ağlarken, tekkelerde miskin miskin yatıp sofu ayağına arada kaynıyordunuz.
Kiminiz ümmet ayağına arada kaynarken, kiminiz de azınlık ayağına sırtınızı bir yabancı devlete vermiştiniz.
Onların kıyağıyla vergisiz, emeksiz, zahmetsiz yaşıyordunuz.
Hepinizin tekerine çomak soktu diye düşmansınız.
Mesela Başöğretmen'di adam.
Elinde tebeşirle tek tek, tane tane öğretiyordu. 
"Yeni nesil sizin eseriniz olacak" dedi, geleceği komple öğretmenlere emanet etti.
Kafanıza göre asıp kesiyordunuz. 
O uçmuş, bu kaçmış, falanca suda yürümüş, falanca ateşten geçmiş...
Nalıncı keseri gibi hep kendinize doğru yontuyordunuz.
Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, örgün öğretim, zorunlu eğitim...
Bütün façanızı bozdu, bütün forsunuzu çizdi.
Kara tahtanın başında tek tek öğretiyor, lazım olunca oturup ders kitabı yazıyordu.
Sene 2019 bak, hâlâ okumuşun şerrinden Allah'a sığınıyorsunuz, cahil halka güveninizi anlatıyorsunuz.
Oğlum siz hâlâ akıllı tahtaya şapkalı harf yazamıyorsunuz.
Tabii düşman olacaksınız.
Başkomutandı mesela.
Komutan lafını duyunca hâlâ boğazınız kuruyor, tükrüğünüzü yutamıyorsunuz.
Sizin goygoycular gibi ninja kaplumbağaya da benzemiyordu; asker gibi askerdi.
Ölüsünden bile ödünüz kopuyor. 
Arkasından ne kadar sallasanız da vakti geldimi ip gibi önünde dizilip içtima veriyorsunuz.
Herkese höt höt gürlüyorsunuz ama kendisi topraktayken bile günü geldi mi defterine raporunuzu yazıyorsunuz, "şimdi çekilebilirsin" diyor, suratınız iki karış, sessizce çekiliyorsunuz.
Yani, rakı falan hikâye, ondan düşmansınız.
Kadın hakları bak...
Nasıl düşman olmayacaksın?
Evvelden dörder dörder seçiyordun.
Onun da seçme hakkı çıkınca senin bütün teker kırıldı.
Şimdi mecbur bir tane seçiyorsun.
Yüzüne bakmamak için önden önden yürüyorsun.
Yüzüne bakılacak olan da zaten seni seçmiyor.
Tabii düşman olacaksın.
Osmanlı edebiyatı yapa yapa diliniz eskidi be!
15 sene, üç kıtada o devletin askerliğini yapmış adama, Osmanlı edebiyatı üzerinden laf sokmaya çalışıyorsunuz.
Yedi düvele karşı, 'millet' dedi mi 'Türk'ü eksik etmeyen adamdı.
Siz üç tane oy korkusuna 17 senedir o millet dediğiniz şeyin adını söyleyemiyorsunuz.
Milletin köpeğinin bile adı var; sizin milletinizin adı yok.
Tabii düşman olacaksınız.
Sizde o yürek yok.
O, cezaevinden çıkıp Osmanlı'nın harbine koşmuştu.
Siz cezaevinden çıkar çıkmaz soluğu yurtdışında alıyorsunuz.
Osmanlı'nın savaşını o yapıyor, edebiyatını siz yapıyorsunuz.
Onu bunu, ötedekini beridekini memlekette hak sahibi yapmak için "Çanakkale Ruhu" diye bir şey geveliyorsunuz ama "Anafartalar Kahramanı" Türk demeden millet lafını ağzına almadığı halde, sizin Çanakkale ruhunda Türk'ten başka herkes var geçmişine yanayım.
Eee siz düşman olmayacaksınız da ben mi düşman olacağım?
"Adam" 15 sene savaşın üstüne bir 15 sene de trenle memleketi dolaşıyor, onun üstüne bir de zeybek oynuyor, yetmiyor bir de vals, o da yetmiyor çiftetelli dönüyor.
Siz askerliği kantinde yiyip, özel uçakla gezdiğiniz halde düz yolda gidemiyorsunuz be kardeşim!
Siz adım atarken benim canım sıkılıyor yeminle.
Atı, eşşeği geçtim, kendi attığınız asfaltın üstünde yürürken adamın uykusunu getiriyorsunuz.
Tabii düşman olacaksınız.
Size laf anlatılmaz; kısa keseyim ki harfler ziyan olmasın:
Ulan, onun 12 milyon fakir nüfusla yaptıklarını satmasanız, 80 milyondan topladığınız haraçla memleket yönetemiyorsunuz.
Osmanlı'nın borcunu ödeyen adamı beğenmiyorsunuz ama 2017 yılında çıkıp "bu sene çok borçlanacağız" diye beyanat veren adamlarsınız.
Bak, sen bile anla diye daha açık yazıyorum:
16 sene savaşın üstüne kurduğu ülkeyi, 17 yıllık iktidarınızın üstüne borç almadan yönetemiyorsunuz.
Anladın?
Rakıyı, makıyı, laikliği falan bırakın be kardeşim!
Biz o düşmanlığın sebebini sizden öğrenecek değiliz!
Biz biliriz!

Kemal Şahin Talan
Selanik Platformu Başkanı

4 Mayıs 2020 Pazartesi

Çift Figürlü Tek Heykel


Hindistan’da bir müzenin ikinci katında gizli kalmış, büyüleyici bir ahşap heykel: Bir adam küstahça göğsünü kabartmış odaya bakıyor, arkasındaki aynada ise başını hafifçe eğmiş mütevazı bir kadın yansıması görülüyor. Bu inanılmaz heykel, yekpare bir ahşabın iki tarafında farklı figürler barındırıyor. Heykelin teatralliği, arkasına bir ayna konduğunda tamamen ortaya çıkıyor ve erkek figürün arkasında bir kadın figürü görünüyor. Kadın, erkek figüre bakmaya cesaret edemiyor ve yere bakıyor.
Bu iki zıt karekterlerin ismi Mefistofeles ve Margaretta. İki taraflı heykelin, bu büyüleyici ikilinin Goethe’nin ikonik kitabı Faust’un karakterleridir.

1808 yılında yayınlanan Faust, iyi ve kötünün klasik bir savaşıdır. Geniş bıyığı ve şeytani sırıtışıyla heykeldeki erkek figür açıkça Mefistofeles’tir (daha yaygın olarak şeytan diye bilinir). Kanı üzerine bir anlaşma yapan Faust bu anlaşmayı aslında şeytanla yapmıştır. Margaretta olarak da bilinen Gretchen’e aşık olduğunda ise bu anlaşma cinayet ve ebedi lanetlenme gibi çok vahim şeylerle sonuçlanacaktır. Kişisel isteklerini tatmin etmek için şeytanı takip eden Faust’un hatasını çok geç fark etmesi klasik bir trajedi konusudur.
Goethe’den çok daha eskilere dayanan Faust efsanesi daha sonra birçok roman, şiir, oyun, beste ve sanat eserine konu olmuştur. Hindistan Haydarabad’daki Salar Jung Müzesi’nde yer alan bu özel heykel, sanatçının hikâyeyi etkili ve adeta yaşatarak aktarabilme yeteneği açısından büyüleyicidir.

19. yüzyılda adı bilinmeyen bir Fransız sanatçı tarafından bir Çınar kütüğünden ortaya konmuş bu eserdeki
iki figür, Faust’ta da işlendiği gibi insanlığın iki kutuplu doğasının bir sentezidir. Bir tarafta sadece muzır gözleriyle bile korku yaratan kötü Mefistofeles var. Diğer tarafta ise şeytana bakmayı reddeden Gretchen. Gretchen kötülükten ve şeytandan uzaklaşırken Faust mutluluğu bulmak ve sonsuz bilgiyi elde etmek için adeta şeytanın kollarına atılıyor.
Bu çift taraflı muazzam heykel, bir parça tahta ile Faust’u yeniden anlatıyor. Bir yüzünde olanca kibriyle dikilen bir adam, öbür yüzünde ise başını hafifçe eğmiş mütevazı bir kadın.
ALINTIDIR

HİTİT vazosundaki Türk sazı

Türk kültüründe önemli bir yeri olan bağlama ile diğer bazı Türk sazlarının geçmişinin milattan önceye dayandığı bildirildi.

 SİVAS Türk kültüründe önemli bir yeri olan bağlama ile diğer bazı Türk sazlarının geçmişinin milattan önceye dayandığı bildirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sivas Devlet Türk Halk Müziği Korosu Şefi Uğur Kaya'nın "Bağlamanın Anadolu Medeniyetlerindeki İzleri" konulu bilimsel makalesinde bağlamanın ve diğer bazı Türk sazlarının Anadolu'daki geçmişine yönelik tespitlere yer veriliyor. Bağlama ve diğer bazı Türk sazlarının M.Ö. 1600'lü yıllardan beri kullanılan enstrümanlar biri olduğunu söyleyen Uğur Kaya, "Çankırı İnandık Tepe"de yapılan kazılarda bulunan vazoda bağlama eşliğinde oyun oynayan kadın ve erkek oyuncuların kabartma figürleri bulunuyor. Türk milletinin öz ve öz kimliği bu vazoda saklı. Bağlama Anadolu kökenli bir sazdır" dedi.