Translate

8 Ocak 2021 Cuma

SIĞIR KUYRUĞU MUCİZESİ


 

Süleyman Demirel Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğr. Üyesi Dr. Ulvi Erhan EROL, çevre peyzajı çalışmalarında havadaki kötü gazları tutma özelliğine sahip Sığırkuyruğu (Verbascum) bitkisinin tercih edilmesini önerdi...

Birçok bahçe tasarımı projesinde yer alan ve başarılı çalışmalarıyla çeşitli ödüllere layık görülen Dr. EROL, AA muhabirine, Sığırkuyruğu bitkisinin doğanın kendisini onarması açısından çok önemli bir bitki olduğunu söyledi.

Bu bitkinin Avrupa'daki alışveriş merkezlerinde 3-4 Avro fiyatla satıldığını belirten Erol, "Sığırkuyruğu, atmosferimizi ve oksijenimizi koruyan, trafiğin yoğun olduğu yerlerde egzoz arabaların gazlarını tutan, kendi kendine yetişen bir bitkidir. Koyu yeşil ve sarı yaprakları bulunan bu bitki, çok sıcak alanlarda sıcaklığı tutar ve kurak alanlarda suya ihtiyaç duymadan yetişir." dedi.

Erol, Sığırkuyruğunun peyzaj özelliğinin olduğunu, gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurguladı.

İnsanlar ve doğa için savaşıyor

Bitkinin sarı çiçeklerinin ilkbahardan itibaren dikkat çekici olduğuna, biyolojik çeşitlilik açısından önemli olduğuna işaret eden Erol, şunları söyledi:

"Sığırkuyruğunu kent içlerinde yol boyunca kullanırsak, egzoz gazları ve diğer ağır gazları yapraklarında tutar. Kökleriyle toprağı temizler ve daha verimli hale gelmesini sağlar. İnsanlar ve doğa için savaşan bir bitki.

Peyzaj için kullandığımız mevsimlik bitkiler yerine sığırkuyruğunu tercih etmeliyiz. Restore etme kabiliyetine sahip. Bu bitkiler su istemezler, sadece yağmur sularıyla idare ederler. Budama, gübreleme, çapalama istemezler. Böylece hem toprağı koruma altına almış hem de trafiğe yakın alanlarda egzoz gazlarındaki ağır materyallerden korunmuş oluruz. Peyzajda bu bitkiyi kullanırsak ülke ekonomisine de katkıda bulunmuş olacağız. Sığırkuyruğu bitkisini ekonomimize kazandırmalıyız."

Erol, egzoz gazlarından temizleyici özelliğine sahip bitkinin, tüm park sistemlerinde kullanılmasının sağlık açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Erol'un alanındaki ödülleri

Türkiye, ABD, Almanya, Meksika, Irak ve Kazakistan'da peyzaj projeleri geliştiren ve uygulayan Erol, Almanya'da yaptığı "Ters Türk Bahçe tasarımı" ile 81 ülke arasında gümüş madalya ve 2013'te Dünya Bahçeleri Yarışması'nda "Uluslararası Tanınırlık ve Hamgurg Valisi Özel Ödülü"ne layık görüldü.

Erol, geliştirdiği "Akıllı Park Projesi" ile 2010 yılında "Jüri Özel Ödülü" aldı.Ayrıca Sığırkuyruğu bitkisi projesiyle 2019 Çevre Özel Ödünü aldı.

Tohum ve Toprak Dostluğu grup sayfasina tesekkurler...


O BENİM CUMHURBAŞKANIM OLMAYACAK

 


Bekir Çoşkun, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduğu zaman;

"O BENİM CUMHURBAŞKANIM OLMAYACAK" dedi.

Bunun üzerine zamanın başbakanı ERDOĞAN, "Tanımıyorsan, istediğin ülkeye GİDEBİLİRSİN" dediğinde, 

"GİDECEK YERİM YOK" cevabını verdi. 

*

Bekir Coşkun'un eşi ANDREE COŞKUN ise, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün köşesi aracılığıyla, Başbakan Erdoğan'a şu cevabı verdi:


- "Sayın Başbakan, ben Fransız asıllı bir Türk vatandaşıyım ve TÜRK PASAPORTU taşıyorum. Bir Türk’e áşık oldum ve onunla evliyim. Annem babam bu topraklarda öldü. Bu topraklara gömüldü. Ben de BU TOPRAKLARDA ÖLECEĞİM. Bu topraklara gömüleceğim. Sözleriniz içimi acıttı, gururumu çok rencide etti. 

Cevabım şu: HAYIR Sayın Başbakan, bir yere GİTMİYORUZ. BURADAYIZ."


Bekir Çoşkun"un eşi Andree 1990’lı yıllarda TRT’de çalışıyordu.

Bir program çerçevesinde, Ankara’daki yabancı büyükelçilerle de röportajlar yapıyorlarmış. O dönemde Fransa’nın Ankara Büyükelçisi François Dopffer’le konuşmak üzere İstanbul’daki konsolosluk rezidansına gitmişler.

Andree’nin ailesi Fransa’dan gelip Türkiye’ye yerleşmiş levanten bir aile.

Dolayısıyla Türkçe’nin yanında Fransızca’yı da anadili olarak konuşuyor. 

Büyükelçi "Nasıl bu kadar iyi Fransızca konuşuyorsunuz?" deyince, o da "Ailem Fransız asıllı" demiş.

Bunun üzerine Büyükelçi Dopffer, 

"Biliyorsunuz ÇİFTE VATANDAŞLIK hakkınız var. Belgelerinizi getirirseniz, size ve eşinize FRANSA VATANDAŞLIĞI veririz" 

demiş.

Andree, şu cevabı vermiş:

"Ben buradaki hayatımdan çok memnunum. Çok mutluyum. Eşim gazeteci. ÇİFTE VATANDAŞLIĞA İHTİYACIMIZ YOK."

*

Evet, Başbakan Erdoğan’ın, "Tanımıyorsan çek git" dediği Bekir Coşkun ve eşi Andree Coşkun böyle insanlar..


(Tuncay Erciyes) /  Alıntı

2 Ocak 2021 Cumartesi

DERVİŞLİK YAPIP, NAMAZ KILDIRAN İNGİLİZ AJANININ HATIRALARI 

 




Önce Türkçe öğrendi, sonra dinini, kılığını ve adını değiştirdi. Adı Arminius Vambery idi, Türklerin arasına Reşid Paşa adıyla karıştı. Devletin en üst makamlarının arasına karıştı. Sultan Abdulhamidle dostluk kurdu. Güvenini kazandı. Anadolu ve Ortaasya seyahatine çıktı. Artık o bir derviş idi... Tam 4 yıl Osmanlı topraklarında kaldı. Osmanlıcayı mükemmel denebilecek kadar iyi konuşuyordu. Hiç kimse ondan kuşkulanmadı. Herkes tarafından büyük saygı ve ilgi gördü. Ta ki, yıllar sonra Londra'ya döndükten sonra anılarını yazınca deşifre oldu. İngiliz casusu idi!... Anılarında şunları yazıyordu. "Derviş kimliğiyle aralarına girdim" - Eğer hakiki hüviyetim meydana çıkmış olsaydı, değil burada, Osmanlı Sefarethanesi'nin has itibarlı misafiri olabilmem, hayatım dahi tehlikede kalırdı. - Ben Reşid Efendi, sefirin has misafiri ve dostu olarak, bu Türk hacıları nezdinde gün geçtikçe itibar sahibi oluyordum. - Öyle saf ve mert insanlardı ki, kendi hayatlarında yalan söylemedikleri için, hiç kimsenin, ne sebeple olursa olsun yalan söyleyebileceğine, hele, hakiki hüviyetini saklayacağına asla ihtimal vermiyorlardı. - Türkler en mert, saf ve güvenilir insanlardır. Muhataplarını da kendileri gibi bilirler ve her söylenene itimat ederler. Bilhassa dini ve manevi bahislerde kimsenin yalan söyleyeceğine asla ihtimal vermezler. - Benim tam bir derviş hüviyet ve şekli içinde ve alıştıkları üslup ve hususiyetlerle aralarına girdiğim Türkmenler, kısa zamanda öylesine bağlandılar ve inandılar ki, kazancımı tarif edemem. - Birçok hastalar benden iyi nefes istiyor, bazısı hekim olduğumu zannederek tedavilerinin yollarını araştırıyorlar, bazısı ilaç yapmamı rica ediyorlardı. - Ve, ancak sorulan suallere cevap verdim. - Binlerce kadın, çoluk çocuk, kız, ihtiyar, genç etrafımızı aldılar. Birbirinin üstüne yığılmış bizi görmek, sevap olur diye ellerini üstümüze sürmek, ellerindeki testilerinden bizlere birer yudum içirdikten sonra bu suyu her derde şifa olarak saklamak, hayır duamızı almak için rahat nefes aldırmaz olmuşlardı. - Türkmenlerin hepsi İslam'dır. Yalnız dinini de hakki manasıyla bilmezler. Birkaç kelime din konuşan başlarına imam olur. Ben de onu yaptım. Kaynak: İngiliz casusu "Vambery'nin Günlükleri"