Translate

YETENEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YETENEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2019 Pazartesi

Sanat


1- YETENEK NEDİR?
2-SANAT NEDİR?
3-DEHA NEDİR?
İnsanların birbiriyle anlaşabilmesi için aynı dili kullanıyor olması yetmez.
Aynı duyguyu da paylaşmaları gerek.
"AYNI DİLİ KULLANANLAR DEĞİL, AYNI DUYGUYU PAYLAŞANLAR ANLAŞIR" Mevlana

Kelimelerle konuşur, kelimelerle anlaşırız. Ancak kelimelere yüklediğimiz manalar aynı değilse karşımızdaki ile anlaşamayız.

ÖRNEK: Azerbaycanda "uçak düştü". 
UÇAK İNDİ manasındadır. Dolmuşla giden bir Azerbaycanlı "beni musait yerde düşür," Dediğinde, indir anlamını vermiyorsanız, anlaşamazsınız... Hani bizde de vardır ya "beni falan yerde atıver" İşte öyle bir şey...
YETENEK, SANAT, DAHİ kavramlarına da aynı mana ile bakmıyorsanız, aynı duyguda değilsiniz demektir.

GÜZELLİK (Estetik) kavramı üzerine ciltler dolusu kitap yazılmış... Ama Anadolunun Sivas Şarkışla'sından çıkan; anadan doğma kör; Aşık Veysel'im tek cümlede özetlemiş;
"GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ, BU BENDEKİ AŞK OLMASA"
Demekki sana göre güzel olan, bana güzel gelmeyebilir... Hatta nefret edebilirim... Senin SANAT dediğine, ben;  SAÇMA, ZIRVA, KOMEDİ hatta İĞRENÇ diyebilirim...

Bunlar tamamen duygu meselesi

Yani kişisel.
Aşık Veysel'deki AŞK meselesi
O duygu yoksa AŞK da yoktur...
SEVGİ de yoktur... SANAT da değildir...

Bu arada yeri gelmişken bahsedeyim

ESTETİK diye bir bilim dalı vardır...

"BOZULMAYA VE YOK OLMAYA MAHKUM OLAN, GÜZEL OLAMAZ; ONUN HATIRLATTIĞI ŞEY, GÜZELDİR" 
Platon (Eflatun)
Şimdi bu açıdan bakarak bizim Anadolu Aşıklarının, şairlerinin tarif ettiği bir GÜZEL PORTRESİ çizelim

Yanakları ELMA gibi
Saçları SIRMA gibi
Dişleri İNCİ gibi
Gözleri BADEM gibi
Kirpikleri OK gibi
Kaşları YAY gibi
Boyu uzun SERVİ gibi
Realist (GERÇEK) bir bakış açısıyla bakan ve her şeyi bu kelimelerin Realist (GERÇEK) manalarıyla algılayan birisi bu GÜZELlikten ne anlar?

ELMAnın hatırlattığı şey neler olabilir... Tatlı, sulu, yayla, kırmızı

SIRMA; altın teli ile ipeğin birbiriyle belli oranda eğrilmesiyle oluşturulmuş iplik
ALTIN ve İPEK nedir? Onlara girmiyorum

İNCİ; bir çeşit istiridyenin oluşturduğu bir süs malzemesi... Nasıl oluşturduğuna girmiyorum... Bu konuyu Prof. İskender Pala 2 saat anlatır...
BADEM; Bademin, özellikle faydası saymakla bitmez... Şekli de güzeldir... Çağlası da ayrı bir tat...

Bizi biz yapan GENUS(cins)imiz olduğu kadar yetişme ortamımız da önemli

Bu ODUN bu ustanın elinde bu şekilde şekillenirken öbür ustanın elinde başka bir şekil alır...

Beslediğimiz toprak, aldığımız su, güneş

Her şey etki ediyor... O ODUNa özelliğini veren her şey hücrelerine gizlenir...
İnsanlar bu sanatkar ruhlardan uzaksa vay o ODUNların haline!
Yani demem o ki, içinizde bir cevher var... Bu cevher sizin özelliğiniz
YANMA ve YONTULMA

"YETENEKSİZ İNSAN YOKTUR; YETENEĞİNİ ORTAYA KOYAMAMIŞ, ORTAM BULAMAMIŞ YA DA YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞ İNSAN VARDIR"

Burada en önemli kavram: YETENEK

İSTEMEK, İNSAN HAYATININ ANAHTARIDIR

Allah bir şeye sahip olmamızı İSTEMEMİZE bağlamış...

MEŞHUR HİKAYE;
İSTEDİKLERİMİZİ NE KADAR İSTİYORUZ?
Sokrates'e bir delikanlı gelir
--" Sokrates amca ben filozof olmak istiyorum, ne yapmam gerek?" der.
Sokrates delikanliya şöyle bir bakar;
-- "Sen gelsene şöyle" der. Ve delikanlının başını, su dolu bir fıçının içine bastırır...
Bir müddet tuttuktan sonra bırakır...  Delikanlı;
-- "Ne yaptın amca? diye sorar.
--"Başın suyun içindeyken ne hissettin? der Sokrates.
--" Bir an evvel nefes almak istedim" der delikanlı...
--" İşte bu kadar isteyeceksin İSTEDİĞİN şeyi... Yoksa senden bir bok olmaz" der Sokrates....
İSTEDİKLERİMİZİ NE KADAR İSTİYORUZ...
"Kuru DUAyı bırak, ağaç İSTİYORSAN tohum ek" diyor Mevlana


23 Haziran 2012 Cumartesi

YETENEK NEDİR?

Kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşuruz.

Kelimelerle anlar, kelimelerle anlaşırız.

Kelimelerle kavramlar üretir, manalandırırız.

Ancak ne kadar anlaşa biliyoruz.

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi;
“Aynı dili kullananlar değil,
aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır” diyor.
Öyle sanıyorum ki; insanlar yeryüzüne ilk
geldiklerinde, önce her şeyi isimlendirdiler.
Gök, yer, ağaç, yol, su, hava, geyik gibi.
Daha sonra da, anlamlandırdılar.
Geyik koştu, geyik geldi, geyik öldü gibi.

“Düştü”ye “İndi” anlamını vermezseniz,

“Uçak düştü”diyen bir Azerbaycanlı ile

anlaşabilir misiniz?

Bunları çoğaltabiliriz…

Kendi dilimizdeki kelimelerin bile tam olarak anlamlarını bilmezken,
hele yabancı dillerden giren kelimeler,
başlı başına bir bela.
Performans/ İcraat, gereğini yerine getirmek, usulüne göre yapmak, icra etmek.
Kompozisyon/ Bileşim, beste, bir araya koymak,

birleştirmek, inşa etmek, düzenlemek.

Spontane/  Kendiliğinden, kendiliğindenlik.

Bunları da çoğaltabiliriz…
“Yabancı dil bilenler haindir,
yabancı dil bilmeyenler cahildir”
diyor üstad Cemil Meriç.

Yabancı kelimeler bir yana, Türkçe olan birçok kelimeyi,

çok sık kullanmamıza rağmen anlamlarını hiç bilmiyoruz…

Ya da yanlış anlamlandırıyoruz.

Yetenek/Kabiliyet,
Çok sık kullandığımız bir kelimedir.
Ancak bu kelime hakkında çok az bilgi sahibiyiz.

Ya da yanlış anlamlandırıyoruz.

Yetenek nedir?

İnsanlar yetenekli ve yeteneksiz diye ikiye mi ayrılır?

YETENEK NEDİR? 

1- İSTEMEK; insan hayatının anahtarıdır....
İstemek de GEREKÇEye bağlıdır... İHTİYAÇ yani...Bir SEBEP, bir NEDENe bağlı... O sebep, neden, ihtiyaç veya gerekçenizin psikolojideki adına DÜRTÜ deniyor... DÜRTÜNÜZ ne kadar büyükse ARZUnuz ya da İSTEMENİZ de o kadar büyük ve şiddetli olur...
2-SABIR; sabırsızlık yaratıcılığımızın önünde en büyük engel
3-DİKKAT; dikkat edenlerin, dikkat ettiklerini okuyarak bilim adamı oldum
4-HİSSETMEK; hissetmek bilgiden önce gelir ve bilimden üstündür.
5-KIYASLAMA; beyin ön lopumuzun bir aktivitesidir. Kıyaslayarak seçeriz... Seçimlerimiz BİZi oluşturur...
6-ÖNEMSEME; önemsemediğiniz hiç bir şeyin sahibi olamazsınız... Kuruşu önemsemeyen, para sahibi olamaz... Bilgiyi önemsemeyen bilim adamı olamaz...
7-ALGIDA SEÇİCİLİK; Algıda seçicilik, insanın algı sürecinde etkili olduğu kabul edilmiş psikolojik bir kavramdır. Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir... Algı amacı takip eder...
8-ODAKLANMA; Konsantre olmak, insanın dikkatini toplaması, bütün algı mekanizmalarını yaptığı işe  yönlendirilmesi, zihinsel kavrayışını en yüksek noktaya çıkarmasıdır. İnsan yaptığı işe yoğunlaştığında kendini dünyadan soyutlar, dış etkilerden arınır.

Genellikle sevdiğimiz, hoşlandığımız ve önemsediğimiz işlere daha kolay ve daha uzun süre konsantre oluruz. Konsantre olduğumuz an, ne iş yaparsak yapalım,  bütün zorluklara rağmen hiç farkında dahi olmadan performansımızı yükseltiriz. Bir öğrencinin sınav başarısı da bir profesyonelin sunum performansı da en az bilgisi kadar yaptıklarına konsantre olabilmelerinden kaynaklanır.
9- HAYAL GÜCÜ; Zihnin hayal yaratma yetisi, düş gücü, imgelem, muhayyile.
Geçmiş yaşantılara özgü ögelerle şimdiki yaşantı arasında bağ kurma gücü.
Bir nesneyi, o nesne karşımızda olmaksızın tasarımlama yetisi... 
"Hayal, bilimden üstündür" diyor Albert Einstein 
Hz. Muhammed de; " Ey Ali dualarına hayalini de kat" diyor...
10- TEKRAR; 
Cisim ya da biçimlerin ölçü, biçim, renk, değer ve dokularının tam anlamı ile aynı olması. Fakat; aralık ya da yönlerinin farklı kullanılmasıdır. 
TAM TEKRAR; Tam tekrar
Cisim ya da biçimlerin ölçü, biçim, renk, değer ve dokularının tam anlamı ile aynı
olması ve bunların eşit aralıklarla aynı yönde kullanılmasıdır.
ARALIKLI TEKRAR; Birden fazla motif, biçim ya da cisim belirli aralıklarla birbiri ardınca kullanıldığında
aralıklı tekrar oluşur.
Eğitimde tekrarın gücü çok önemlidir...
11- RİTİM; Ritim nedir? Yunanca asıllı bir kelimedir. Olayların düzenli aralıklarla tekrarlanması niteliğini ifade eder. Müzikte ritm zaman veya mekan içinde tenasüp, yani uygunluktur. Muayyen ritimlerden yapılarak edilmiş ritimlere de "usul" denir. Şiirde ritim mısraların ölçüsüdür ki, buna "vezin" denir. Tıpta ritim kalp kaslarının kasılıp gevşemesi hareketleridir.

Ritim, bir dizede, bîr notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, dizem. Çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı seslerin oluşturduğu bütündür. Vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir.

12-DENGE;

1- Bir sanat eserini oluşturan ögelerin, bütün içinde kompozisyon düzenini bozmayacak biçimde dağılışı. (Balance)

2- Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı "tahtaravalli" modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi "simetrik" olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de "asimetrik" oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hal "dinamik denge" olarak da nitelendirilebilir.


NOT: Yazı devam ediyor...